Ads 468x60px

İkinci Yeni Sonrası Toplumcu Şiir

1960 kuşağı şairleri, 1961 anayasasının sağladığı özgürlükle birlikte, Nazım Hikmet'in kitaplarının yayımlanmasının serbestleştiği, siyasal ve güncel dergilerin yoğun olarak okunduğu ve gündemi belirlediği bir ortamın etkisindedirler. "Yeni Gerçek", "And", "Halkın Dostları", "Militan" gibi dergiler etrafında toplanan şairler, şiir anlayışlarını ve ideolojilerini bu dergilerde açıklamaya çalışmışlardır. Marksist felsefeyi benimseyen toplumcu gerçekçi şairler, daha çok sosyal ve güncel politikayı konu edinmişler, halkın ve işçi sınıfının sorunlarını politik bir bakışla ortaya koymaya çalışan şiirler yazmışlardır.

Temsilcileri: 1950'den 1980'e uzanan dönemde Ataol Behramoğlu, İsmet Özel, Nihat Behram, Refik Durbaş, Süreyya Berfe, Metin Eloğlu, Özdemir Asaf, Can Yücel, Gülten Akın, Hasan Hüseyin, Ahmet Oktay, Hilmi Yavuz, İlhan Demiraslan, Cahit Zarifoğlu, Metin Altıok gibi şairleri sayabiliriz.

İkinci Yeni Sonrası Toplumcu Şiirin Özellikleri:

  • İkinci Yeni şiirinin aksine "umut ve yarına inanç, direnme ve isyan" konuları şiire hâkimdir.
  • Şairler kendilerini toplumun sözcüsü olarak görmüşlerdir.
  • İkinci Yeni Şiiri, kapalı bir özellik gösterirken; İkinci Yeni Sonrası Toplumcu Şiir açık anlatımıyla dikkat çeker.
  • Biçimden çok içeriğe önem vermişler, toplumsal mesajları etkili kılmak için slogan üslubundan yararlanmışlardır.
  • İkinci Yeni Sonrası Toplumcu Şiiri savunan şairlerde; 1940 toplumcuları ve Nazım Hikmet, Namık Kemal, Tevfik Fikret ve Mehmet Akif gibi şairler arasında şiire toplumsal bir işlev yükleme bakımından ortaklık vardır.
ÖRNEK ŞİİR:

BEYAZ, İPEK GİBİ YAĞDI KAR
İstedim ki
Daha güzel
Olsun şu dünya.
İstedim ki
Beyaz
İpek gibi yağan karın altında
Bitsin artık
Bu sürüp giden alçaklıklar.
Bir bebek
Ölüm tehdidi altında yaşamasın
Beşiğinde.
Ve paramparça olmasın
Sımsıcak
Capcanlı
Yaşayıp giderken insanlar.
Bırakın, beyaz
İpek gibi yağan karın altında
Hayallerimiz olsun.
Yaşayalım
Özgür
Güzel
Düşünceli.
Anlatalım
Düşündüklerimizi birbirimize.
Sevinç egemen olsun her yerde
İnsanca
Bir kaygı.
Beyaz, ipek gibi yağdı kar.
Yağsın.
Dünya daha güzel olacak
İnanıyorum buna.
Bir insan kalbinin güzelliğine
Çocukluğuna
Sonsuz cesaretine, olanaklılığına
İnandığım kadar.
Ataol Behramoğlu

İSMET ÖZEL (1944- . )

  • Halen Bilgi Üniversitesi'nde şiir üzerine dersler vermekte ve Gerçek Hayat dergisinde haftalık, Milli Gazete'de günlük fıkralar yazmaya devam etmektedir.
  • Şiirlerinde mistisizm ve batı şiiri geleneğini birleştirmiştir.
  • Önceleri sol ve maddeci görüşü savunan İsmet Özel, sonraları Müslüman dünya görüşüne bağlanır.
  • Bir süre Siyasal Bilgiler Fakültesi'nde öğrenim gördükten sonra, Hacettepe Üniversitesi Fransız Dili ve Edebiyatı’ndan mezun oldu. 18 yıl Devlet Konservatuvarı’nda Fransızca okutmanlığı yaptı. Ataol Behramoğlu'yla birlikte Halkın Dostları dergisini kurdu ve yönetti. 1963’ten itibaren şiirleri yayımlanmaya başlandı. 
  • 1974’te düşünsel ve ruhsal bir değişim yaşayarak yazı hayatına İslami düşünce çerçevesinde devam etti. Uzun yıllar çeşitli gazetelerde köşe yazarlığı yaptı. 
  • 2005’te Türkiye Yazarlar Birliği deneme ve üstün hizmet ödülünü kazandı. 9 şiir, 22 deneme, söyleşi, mektup ve 5 çeviri kitabına imza attı. 1978 yilinda kaleme aldigi Üc Mesele (Teknik, Medeniyet, Yabancilasma) en önemli kitabidir. 
  • 2007 yılında kurulan İstiklal Marşı Derneği'nin kurucusu ve hâlen genel başkanıdır.

    ŞİİR: Evet İsyan, Geceleyin Bir Koşu, Cellâdıma Gülümserken, Bir Yusuf Masalı .

    ÖRNEK ŞİİR


    Mataramda Tuzlu Su


    West Indies, Kızıl Elma, İtaki, Maçin!
    Uzun yola çıkmaya hüküm giydim.
    Beyazların yöresinde nasibim kalmadı
    yerlilerin topraklarına karşı suç işledim
    zorbaların arasında tehlikeli bir nifak
    uyrukların içinde uygunsuz biriyim
    vahşetim beni baygın meyvaların lezzetinden kopardı
    kendime dünyada bir acı kök tadı seçtim
    yakın yerde soluklanacak gölge bana yok
    uzun yola çıkmaya hüküm giydim.
    Uzak nedir?
    Kendinin bile ücrasında yaşayan benim için
    gidecek yer ne kadar uzak olabilir?
    Başım açık, saçlarımı ikiye ortadan ayırdım
    kimin ülkesinden geçsem
    şakaklarımda dövmeler beni ele verecek
    cesur ve onurlu diyecekler
    halbuki suskun ve kederliyim
    korsanlardan kaptığım gürlek nara işime yaramıyor
    rençberlerin o rahat ve oturmuş lehçesinden tiksinirim
    boynumda bana yargı yükleyenlerin
    utançlarından yapılma mücevherler
    sırtımda sağır kantarı gizli bilgilerin
    mataramdaki suya tuz ekledim, azığım yok
    uzun yola çıkmaya hüküm giydim.
    Bir hayatı, ısmarlama bir hayatı bırakıyorum
    görenler üstünde iyi duruyor derdi her bakışta
    askerden kantinden satın aldığım cep aynası
    bazı geceler çıkarken
    Uçarı bir gülümseyişle takındığım
    muşta gibi lükslerim de burda kalacak
    siparişi yargıcılar tarafından verilmiş
    bu hayattan ne koku, ne yankı, ne de boya
    taşımamı yasaklayan belgeyi imzaladım
    burada bitti artık işim, ocağım yok
    uzun yola çıkmaya hüküm giydim.
    İSMET ÖZEL

    ATAOL BEHRAMOĞLU (1942- . )

    İlk şiirleri "Ataol Gürus" takma adıyla Yeni Çankırı, Yeşil Ilgaz, Çağrı gibi yerel gazete ve dergilerde yayınlandı. Yükseköğrenimi sırasında Yapraklar, Dost, Evrim, Ataç gibi dergilerde çıkan şiirleriyle dikkat çekti. Bu dönemin şiirlerini biraraya getiren ilk şiir kitabı "Bir Ermeni General" 1965'te Ankara'da Toplum Yayınevi'nce basıldı. Gençlik dönemi şiirlerinde Orhan Veli, Attilâ İlhan ve İkinci Yeni şiirinin ortak özellikleri etkin. Gerçek şiir kimliği 1965-1971 arasında Papirüs, Şiir Sanatı, Yeni Gerçek, Yeni Dergi ve Halkın Dostları'nda çıkan şiirleriyle oluştu. Bu şiirlerde toplumcu, etkin bir edebiyat anlayışının örnekleri yer aldı.
    Uzun yıllar siyasi nedenlerle Fransa'da ikamet etti. Şiirleri bütün büyük dillere çevrildi. Toplumcu gerçekçi şiir ilkelelerine yöneldi, şiirini yeni biçim ve tema arayışlarıyla besledi. Çevirileriyle de dikkat çekti. Edebiyat ve kültür üzerine yazdıkları, antoloji ve diğer çalışmalarıyla kuşağının önde gelen yazarları arasına girdi. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Slav Dilleri ve Edebiyatları Anabilim Dalı Başkanlığı görevinden sonra şimdi profesör olarak Beykent Üniversitesi öğretim kadrosu içinde yer almaktadır.

    ŞİİR: Bir Ermeni General, Bir Gün Mutlaka, Ne Yağmur Ne Şiirler.

    ÖRNEK ŞİİR
    Yaşadıklarımdan Öğrendiğim Bir Şey Var
    Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:
    Yaşadın mı, yoğunluğuna yaşayacaksın bir şeyi
    Sevgilin bitkin kalmalı sevilmekten
    Sen bitkin düşmelisin koklamaktan bir çiçeği
    İnsan saatlerce bakabilir gökyüzüne
    Denize saatlerce bakabilir, bir kuşa, bir çocuğa
    Yaşamak yeryüzünde, onunla karışmaktır
    Kopmaz kökler salmaktır oraya
    Kucakladın mı sımsıkı kucaklayacaksın arkadaşını
    Kavgaya tüm kaslarınla, gövdenle, tutkunla gireceksin
    Ve uzandın mı bir kez sımsıcak kumlara
    Bir kum tanesi gibi,bir yaprak gibi,bir taş gibi dinleneceksin
    İnsan bütün güzel müzikleri dinlemeli alabildiğine
    Hem de bütün benliği seslerle, ezgilerle dolarcasına
    İnsan balıklama dalmalı içine hayatın
    Bir kayadan zümrüt bir denize dalarcasına
    Uzak ülkeler çekmeli seni, tanımadığın insanlar
    Bütün kitapları okumak, bütün hayatları tanımak arzusuyla yanmalısın
    Değişmemelisin hiçbir şeyle bir bardak su içmenin mutluluğunu
    Fakat ne kadar sevinç varsa yaşamak özlemiyle dolmalısın

    Ve kederi de yaşamalısın, namusluca, bütün benliğinle
    Çünkü acılar da sevinçler gibi, olgunlaştırır insanı
    Kanın karışmalı hayatın büyük dolaşımına
    Dolaşmalı damarlarında hayatın sonsuz taze kanı
    Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:
    Yaşadın mı büyük yaşayacaksın, ırmaklara, göğe, bütün evrene karışırcasına
    Çünkü ömür dediğimiz şey, hayata sunulmuş bir armağandır
    Ve hayat, sunulmuş bir armağandır insana
    ATAOL BEHRAMOĞLU

    BEBEKLERİN ULUSU YOK
    İlk kez yurdumdan uzakta yaşadım bu duyguyu
    Bebeklerin ulusu yok
    Başlarını tutuşları aynı
    Bakarken gözlerinde aynı merak
    Ağlarken aynı seslerinin tonu
    Bebekler, çiçeği insanlığımızın
    Güllerin en hası, en goncası
    Sarışın bir ışık parçası kimi
    Kimi kapkara bir üzüm tanesi
    Babalar, çıkarmayın onları akıldan
    Analar, koruyun bebeklerinizi
    Susturun susturun söyletmeyin
    Savaştan, yıkımdan söz ederse biri
    Bırakalım sevdayla büyüsünler
    Serpilip gelişsinler bir fidan gibi
    Senin benim hiç kimsenin değil
    Bütün bir yeryüzünündür onlar
    Bütün insanlığın gözbebeği
    İlk kez yurdumdan uzakta yaşadım bu duyguyu
    Bebeklerin ulusu yok,
    Bebekler, çiçeği insanlığımızın
    Ve geleceğimizin biricik umudu.
    ATAOL BEHRAMOĞLU

    SÜREYYA BERFE (1943 - . )

    Süreyya Berfe (asıl adı: Hikmet Süreyya Kanıpak, d. 1943, İstanbul), Türk şair ve yazar. 1965'e kadar gerçek adı olan Süreyya Kanıpak 'ı kullandı. Daha sonra, Süreyya Berfe adını kullanmaya başladı. Önceleri İkinci Yeni akımı içinde yer aldıysa da, sonradan halk şiirinin yolundan giden başka arayışlara yöneldi. 1960 kuşağı şairleri arasında sayıldı.
    Çocuk kitapları da yazan Berfe, aralarında 1966'da aldığı ve tanuınmasını sağlayan Türkiye Milli Talebe Federasyonu Kültür Yarışması Şiir Dalı Birincilik Ödülünün de bulunduğu çeşitli ödüller aldı. Ayrıca metin yazarlığı yapmaktadır.
    ŞİİR: Gün Ola, Savrulan.

    0 yorum :

    Yorum Gönder